Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
You are here: Anasayfa arrow UZAY BİLİMİ arrow Gezegenler Güneşe Nasıl Bağlıdırlar?


Gezegenler Güneşe Nasıl Bağlıdırlar? PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 10
Kötüİyi 
Yazar Admin   
Monday, 21 January 2008

Gezegenler Güneş’e nasıl bağlıdırlar?
Bu mevzuda iki hipotez vardır: Bunlardan biri, gezegenlerin Güneş etrafında belli yörüngelerde dolanmalarını, çekim tesirinden ziyade ortak kütle etrafında harekete dayalı açıklarken; diğeri de Güneş’in iç kısmında devr-i dâimler şeklinde yaratılan manyetik alan kuvvetlerinin, gezegenler arası çekim kuvvetinin teşekkülünde önemli olduğunu söyler.

 Hipotezler arasındaki fark, sebepler açısından yörüngelerin yapısından kaynaklanmaktadır.Dâirevî yörüngeler çekim kuvvetiyle oluşturulurken, elipsoid yörüngeler ortak kütle hareketi olunca ortaya çıkarılmaktadır. Dolayısıyla gezegenlerin Güneş’in etrafında tutulabilmesinde, hem ortak kütle hareketine, hem de Güneş’in iç kısmındaki salınımı andıran madde devr-i dâimlerine ve üretilen manyetik alanlara rol verilmesi daha mâkûl bir açıklamadır.


Kur’ân-ı Kerîm’de Güneş ve gökyüzü hakkında ufuk açıcı ve tefekküre sevkedici çok sayıda âyet vardır. Bunlardan biri; “Güneş de kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.” âyetidir (Yasin, 36-38). Bediüzzaman (ra), bu âyetten her insan tabakasının farklı şeyler anlayabileceğine işaret ederek, şâirâne bir fikir ve kalb sahibi olan kişiye, yukarıdaki âyetin şöyle bir mânâyı hatırlatacağını belirtir: “Güneş nûranî bir ağaçtır. Gezegenler onun hareket eden meyveleridir. Ağaçların hilâfına olarak Güneş silkinir, tâ o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse düşüp dağılacaklar.” Bediüzzaman (ra) bir başka yerde de şöyle der: “Evet Güneş bir meyvedâr ağaçtır; silkinir tâ düşmesin seyyar olan yemişleri. Eğer sükûtuyla sükûnet eylese, cezbe kaçar. Ağlar, fezâda muntazam meczupları.” Bediüzzaman’ın (ra) Güneş’in merkezinde cereyan eden hâdiseleri, Kur’ân’dan aldığı feyizle bu şekilde bir benzetmeyle anlatması ve bunun yukarıdaki ilmî açıklamalarla da doğrulanması, Kur’ân-ı Kerîm’in mu’cizevî olduğuna başka bir delildir.


Güneş yaklaşık her 27 günde bir kendi ekseni etrafındaki dönmesini tamamlar. Güneş lekelerinin aktif bölgeleri, Güneş’in Dünya’ya bakan yönünde olduğu zaman gözlenebilir. Güneş’in hareketi ilginç bir yörünge oluşturmaktadır. Güneş’in dış kısmı, katı bir yapı olmadığı hâlde (gaz ve plâzma hâlinde) dış tabakası farklı enlemlerde farklı dönme hızlarına sahiptir. Meselâ, Ekvator’a yakın bölgelerde daha hızlı dönerken, kutuplarda daha yavaş dönmektedir. Son yıllarda bilim adamları Güneş’ten gelen sinyalleri almada akustik detektörleri kullanmaya başladılar. Güneş’in merkezinden gelen gürültünün sürekli izlendiği akustik dedektörler, bu gürültünün Güneş yüzeyinde yol açtığı inme ve çıkma şeklindeki dalga hareketlerinin anlaşılmasında kullanılmaktadır. Bilim adamları şişe içindeki suda ve yağ, sirke gibi tabakalanma oluşturan maddeleri ihtiva eden ortamlarda ses dalgalarının nasıl davrandığını anlamaya çalışmakta ve Güneş’teki hâdiselerle benzerlikler kurarak Güneş’in iç kısmının yapısını deşifre etmeye çalışmaktadırlar. Güneş’in merkezindeki hâdiselerle bağlantılı ses dalgaları, yayın ileri-geri gitmesi gibi titreşir. Ve hususî akustik dedektörlerle yapılan bu ölçümler, Güneş’in iç kısmındaki devr-i dâimleri yansıtır. Güneş’in iç kısımlarından gelen ses, yukarı doğru hareket ederken, manyetik dalgalara dönüştürülmektedir. Manyetik dalgalar, önce yukarı (Güneş atmosferine doğru) sonra da aşağı doğru (Güneş’in en iç kısmına) bir salınım şeklinde sürekli hareket etmektedir. Havuzdaki suyun dalga titreşimleri yapmasına veya yay gibi salınıp büzülmeye benzer şekilde, Güneş’in içinde ve merkezinde olan hareketler ritmik motifler sergiler. Güneş’in en iç merkezinden gelen çok küçük frekanstaki ses dalgalarını ölçen Steven Tomczyk (1994) Güneş’in en iç kısmının Dünya’nın dönme hareketine benzer şekilde döndüğünü buldu. Açarsak, Güneş’in dış kısmındaki hareketin aksine, iç kısmındaki dönmenin, enleme ve derinliğe bağlı olmaksızın gerçekleştirildiğini ve titreşim yaptığını buldu. Bediüzzaman (ra) Kur’ân-ı Kerîm’de Güneş’le ilgili âyetteki ‘limüstekar’ kelimesinin mânâsını açıklarken bu dönme hareketine şöyle atıfta bulunur:


“Sâni-i Hakîm işlerine, görünen sebepleri perde ettiğinden çekim kanunu nâmında bir İlâhî kanunla sapan taşları gibi, gezegenleri Güneş’le bağlamış ve o çekimle, muhtelif fakat muntazam hareketle, o gezegenleri hikmet dairesinde döndürüyor. Ve o çekimi doğurmak için Güneş’in kendi merkezinde hareketini, buna zâhirî bir sebep etmiş. Yani ‘limüstekar’ kelimesinin mânâsı, kendi hareketi içinde, manzumesinin (bütün bir Güneş sistemi) istikrarı ve nizamı için hareket ediyor. Çünkü “hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet cazibeyi (çekimi) zâhiren tevlid eder (doğurur) gibi bir İlâhî adet ve Rabbanî bir kanundur.”

Güneş’in sürekli belli aralıklarla çalan bir zile benzetilebileceğini ifade eden bazı astronomlar, Güneş’in iç ve dış kısmında meydana gelen devr-i dâimlerin, buradaki manyetik alanların, çekim kuvvetinin ve Güneş’in ortak kütle merkezinin teşekkülünde rol oynadığını belirtmektedirler. Bütün bu faktörlerin biribirleriyle münasebetleri neticesinde, gezegenlerin Güneş etrafında dönerek (sebepler açısından saçılıp savrulmadan) tutulabilmesinin nasıl olduğunu açıklamak mümkün hâle gelmektedir.


Her sabah ufkumuzda doğmasını beklediğimiz bu devasa yıldızın varoluşu ve bunun kontrollü bir şekilde devam edişi biz ne kadar ülfetten dolayı dikkat etmesek de üzerinde derin derin düşünmemizi gerektirecek ölçüde ciddi bir hakikattir. Güneş bizim için bu kadar hayatî iken, onun üzerinde en küçük bir tasarrufumuzun bile olmayışı, bu ateş topunun ne büyük bir iradenin emrinde insana hizmet ettirildiğini açıkça gösteriyor.

 
< Önceki   Sonraki >

Haberler Haberler