| Birlik ve Beraberliğin Önemi |
|
|
|
| Yazar Admin | |
| Wednesday, 16 December 2009 | |
|
Vatan Anlayışı “Her taşı bir yakut olan bu vatan, “Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda, Gerektiğinde vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de din duygusudur. Özellikle İslamiyet’in verdiği şehitlik makamı hiçbir dinde yoktur. Hiçbir dinde İslamdaki şehit olmak şerefi kadar kuvvetli bir unsur bulunmamaktadır. Bu unsur, bizim tarihimizde, zaferlerin kazanılmasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Analar oğullarını cephelere “Ya şehit ol, ya gazi” diyerek göndermişlerdir. Şehitler ve gaziler sayesinde bugün biz vatanımızda hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası vatan olmuştur. Diğer yandan, atalarımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, külliyeler, köprüler, çeşmeler, saraylar, kışlalar, kütüphaneler, kapalı çarşılar ve çeşitli sanat eserleri, üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir.
Birlik, bütünlük, ortak ideal ve hedefler gerçekleşince insan toplulukları millet haline gelir. Kitle, kalabalık olmaktan çıkar. Nesiller mensup olduğu bir millete ve üzerinde yaşamakta iftihar ettiği bir vatana sahip olur. Kader birliği, tarih birliği ve şuuru böylece doğar. Artık böyle bir milletin mensupları, kaderde, tasada ve kıvançta bir olurlar; birbirlerini seven, sayan, kolayca anlaşabilen, birlikte hareket edip başarabilen insanlar haline gelirler. O halde, vatanın meydana gelmesinde insan elinin ve emeğinin tabiata kattığı nice eserlerin de büyük rolü vardır. Vatan anlayışı kültür ve medeniyet eserleriyle gelişir; derinlik kazanır.
Vatanın Bölünmezliği “Sahipsiz olan vatanın batması haktır,
Milletimiz, uzun ve derin tarihi boyunca hep bu şuurla yaşamıştır. Kendisine daima birleşik ordular halinde saldıran düşmanlarla savaşmak zorunda kalmış; çetin muharebeler, sert mücadeleler sonunda, varlığını kabul ettirmiş, tarih boyunca hür yaşamıştır. Bundan sonra da böyle olacaktır. Çünkü Atatürk’ün dediği gibi: “Gerektiği zaman vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir istikbale layık ve aday olan bir millettir.” Bu duygular ve düşünceler, bizi vatana bağlamalıdır. Vatan sevgisi olmazsa, ne vatanın ne milletin bütünlüğü korunabilir.
Görülüyor ki; inancımıza göre vatanımızda hür ve huzur içinde yaşamak için, gerektiğinde savaşmak da Allah’ın emridir. Bunun dinimizdeki adı cihattır. Vatan, millet, din ve namus yolunda nöbet tutup, savaşan kimseyi Peygamberimiz, bakın nasıl övüyor: “Hudut ve vatan muhafazası için bir gün, bir gece nöbet beklemek, bir ay (Allah rızası için farzın dışında) gündüz ve gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır.” Bir başka hadiste de Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyuruyor: “İki çeşit gözü cehennem ateşi yakmaz, biri Allah korkusundan ağlayan göz, öteki Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz.”
Görülüyor ki vatanı savunmak, onun bütünlüğünü korumak, kadın ve erkek her Müslümana, ilahi bir görev olarak farzdır. Aynı zamanda, yüce bir milli görevdir.
DEVLET VE BÖLÜNMEZLİĞİ
DEVLET VE MİLLET BÜTÜNLEŞMESİ
Devlet, milletin bütün fertlerine adaletle, eşit olarak muamele eder; eğitim, sağlık, yol, su, haberleşme, korunma, huzurla yaşama v.b. hususlarda halkın ihtiyaçlarını karşılar. Yurdumuzu düşmandan korumak için her türlü savunma tedbirlerini alır. Irk, renk, inanç ayrılığına bakmadan bütün milletin birlik, beraberlik içerisinde huzurlu ve mutlu olarak yaşamasını sağlar. Millet ise, devletinin daima sağlam ve güçlü olması için kendisine düşen her türlü görevi gerektiği gibi yapar. Devlete karşı olan görevlerinin başlıcaları vergi vermek, askerlik görevini yapmak, seçimlere katılmak, kanunlara ve devletin koyduğu diğer yönetmelik ve yönergelere, genel düzene ve güvenliğe uymaktır. Milletin, devlete karşı olan görevlerini yerine getirdiği ölçüde, devlet de milletine daha iyi bakma, ülkeyi daha süratle geliştirme imkanını bulmuş olur.
Devletin de milletin huzuru ve refahı için gerekli çalışmaları yaptığı ölçüde, hem halkımız mutlu olur, hem de yurdumuz hızla gelişir. Devlet ve millet bütünlüğü de sağlanmış olur. Devlet, fertlere karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiği için ona derin bir bağlılık duyulur. Bu sebeple Allah yolunda ölmek ile devlet uğrunda ölmek bir tutulmuştur. İşte bu büyük bağlılığın doğmasında, yerleşmesinde inancın rolü de büyüktür. Allah’ın huzurunda duran her Müslüman, devletini sevmeyi, dinini sevmek gibi kutsal bilir. Hemen her fırsatta “Allah devlete ve millete yıkım (zeval) vermesin.” diye dua edilir. Böylece dinimiz yönünden de devlet ve millet bütünleşmesi, zorunlu bir temel ilkedir.
4. TARİHİMİZDE MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK
Milli Birliğin Doğurduğu Olumlu Sonuçlar
Bir ailenin karşılaştığı sorunlar karşısında tüm fertleriyle ortak olarak mücadele etmesi, sorunların aşılmasında nasıl birinci koşul ise; çekirdeği aileye dayanan milletlerin de aynı şekilde hareketi, aynı sonucu doğurur. Kurtuluş Savaşı’nda Türk insanını milli birlik ve beraberliğe iten güç, Atatürk’ün liderliği ve bağımsızlık aşkı olduğu kadar, milletimizin ortak çıkarının etrafında toplanması da önemli rol oynamıştır. O günlerde, “bağımsızlık” ortak çıkar olarak görülmüş ve bu çıkarı sağlamada milli birlik ve beraberlik bir metot olarak tespit edilmiştir. Burada önemli olan, millet olarak ortak çıkarımızın ne olduğunu tespit etmek ve o çıkar için milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektir. Atatürk’ün de belirttiği gibi, “Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.” Günümüzde de ortak çıkarımız, bağımsızlık, laiklik ve demokrasidir. Milletimiz, bu çıkarlarını korumada, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiği sürece ayakta kalmasını önleyebilecek hiçbir güç yoktur.
Milli Birliğe Önem Verilmeyişinin Olumsuz Sonuçları
Yukarıda da ifade edildiği gibi, devletlerin çıkarlarının ne olduğunun tespit edilmesi ve milletin de bu çıkarlar etrafında birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Çıkarın ne olduğunun bilinmediği toplumlarda, herkesin farklı tutum ve arayışlar içinde olması, devletin kısa sürede yıkılması ve dolayısıyla da toplumun büyük felaketlerle karşı karşıya kalması doğal sonuç olmaktadır.
Atatürk’ün Milli Birlik ve Beraberlik Anlayışı
Kurtuluş Savaşı’ndaki başarıyı yorumlayan Atatürk, “Bilelim ki, kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer, aynı başarıları ve zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım” demiştir. Milli birlik ve beraberliğe büyük önem veren Atatürk, şunları söylemiştir:
“Memleket, dayanışmaya bağlı bir birliğe muhtaçtır. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak hıyanettir.”
“Bir yurdun en değerli varlığı, yurttaşlar arasında ulusal birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur. Millet varlığını korumak için bütün yurttaşların canlarını ve her şeylerini derhal ortaya koymaya karar vermiş olmaları, bir milletin en yenilmez silahı ve korunma vasıtasıdır. Bu sebeple, Türk milletinin idaresinde ve korunmasında, milli birlik, milli duygu, milli kültür en yüksek göz diktiğimiz idealdir.” “Bir toplumun varlığı ve saadeti ancak emelde ve isteklerini elde etmede, tam birlik halinde bulunmasına bağlıdır.” “Gerektiğinde vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbet büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.” Atatürk Türkiye Cumhurieti’ni kurduğu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın neden olduğu birlik ve beraberlik yanında, başta mezep ayrımcılığı olmak üzere birçok konuda farklılaşmış ve beraberliği zedelenmiş bir toplum ile karşı karşıya kalmıştı. Atatürk, milliyetçilik anlayışının doğal bir sonucu olan milli birlik ve beraberliğin korunmasına çok önem vermiş ve aksi davrananları şu sözleriyle çok sert eleştirmiştir:
“Türk milleti, kendinin ve memeleketin yüksek menfaatlerinin aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak bir topluluk değildir.” Toplumun içindeki farklı düşünceler, farklı inanışlar ne olursa olsun, milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini bilen bir milletin başaramayacağı iş, aşamayacağı engel yoktur.
5. KONU İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER
Ayetler
Hadisler
Kaynakça : (Ali Himmet Berki, 250 hadis, s. 99) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| TURKSITE MAİL |