Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
You are here: Anasayfa arrow ARASTIRMA arrow Birey ve Toplum


Birey ve Toplum PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Admin   
Wednesday, 09 December 2009

Birey ve toplum  
Bir toplulukta değer ve kuvvet, onu kuran bireylerin kendilerini değer ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi bireylerden kurulmuş olan toplumlardır ki, bütün olarak değer ve kıymet manzarası gösterebilirler.İnsanlar, dünya yüzünde insan sıfatım aldıkları, tarihten önceki zamandan bugüne kadar, yalnız yaşayamayan ve kesinlikle topluluk halinde yaşamak doğal yazgısında yaratılmış olduklarını bilmelidirler. İşte bu nedenle hepimiz söyleriz, hepimiz şerefleniriz, hepimiz bu şerefi kendimize bağlayabiliriz; fakat gerçek şudur ki her bireysel şeref ve saygınlık ve kahramanlık hiçbir bireyin değildir, bütün bu bireylerden meydana gelen toplumundur.

Bu toplum içinde özellikle şeref aşamaları yapmak hatadır. Kuvvet aşamaları yapmak; bu ise o toplumun yapabileceği şey değildir, o toplumun bilinci dışında onun doğurabileceğinde ve doğurabileceklerinde belirirse, toplum kendinden doğmuş olan bu vaziyetlere karşı yadırgamaz.
1937 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B. s. 88-90)

Toplum bireyleri arasında bağlılık
Bütün insanlar, bir toplumsal vücudun parçalarıdır ve bu sebeple birbirine bağlıdır.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk 'ün El Yazıları.s. 522)

Başkasına olan bir iyilik bize de iyiliktir; başkasına olan kötülük bize de kötülüktür. Bu sebeple iyiliği sevmek ve kötülükten kaçınmak gerekir. Yaptığımız işler, etrafımızda sevinçler veya acılar halinde yankılar uyandırır; bu hal bize vicdan görevleri duyurur. Bağlılık, bizi başkaları için hoşgörülü yapar. Çünkü, başkalarının kusurlarında bizim de istemeyerek ekseriya beraber suçlu olduğumuzu gösterir.
 
Toplum bireyleri arasında hoşgörü
 Çeşitli inanışta kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlara ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoşgörü yoktur; bunlar
bağnazdırlar. Hoşgörü o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdanî inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; tam tersine saygı gösterir. Hiç olmazsa, başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir. Hoşgörü budur. Fakat, gerçeği söylemek gerekirse diyebiliriz ki, özgürlüğü özgürlük için sevenler, hoşgörü kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde genel olarak geçerli olan bağnazlıktır. Her yerde görülebilen barış görünümünün temeli, bağnazlık ile özgür fikrin, birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir. Temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki dengeyi tutan fazla kuvvet sayesindedir. Bu söylediklerimizden şu sonuç çıkar ki, aramızda, özgürlük engellerinin ortadan kalktığına, bizim gibi düşünen ve hissedenlerle birlikte yaşadığımıza karar vermek güçtür. O halde görülen, hoşgörü değil, zaafın dermansız bıraktığı bağnazlıktır.Şüphesiz, fikirlerin, inançların başka başka olmasından, şikâyet etmemek gerekir. Çünkü, bütün fikirler ve inançlar, bir noktada birleştiği takdirde, bu hareketsizlik belirtisidir, ölüm işaretidir. Böyle bir hal elbette arzu edilmez. Bunun içindir ki gerçek özgürlükçüler, hoşgörünün yaradılıştan bir özellik olmasını temenni ederler.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları s. 509-512)


 
Kamuoyu ve Türk kamuoyu
Kamuoyu, milletin içinden taşan bir, değişik fikirler denizidir. O denizde çeşitli akımlar, çeşitli tartışma dalgaları oluşturur. Kamuoyu, ruhsal bir âlemdir. Orada seyreden fikir mücadelesi, dikkatli gözlerden gizli kalamaz.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları, s. 59; 479-480)

yolunun, milleti mutluluğa eriştiren biricik yol olduğunu anlatmak gerekir. Her şeyin yapılmasına


Kamuoyunu yanıltanlar
Bu memleketin içinden ve bu memleketin evlâdından -bilmiyorum evlâdından mıdır?- bazı insanların bütün gerçeklere göz yumarak kamuoyuna yanlış fikirler ve yönler göstermesi gerçekten üzüntü vericidir. Bunu yapanlar ya çevrelerini göremeyecek kadar cahil ve ahmak, yahut gerçeğe değinmekten korkacak kadar alçak ruhlu kimselerdir. Her iki halde de bu gibiler, Türk milletinin yüksek kamuoyu karşısında, hiç olmazsa utanç duymalıdırlar.
1931 (Vakit ve Cumhuriyet gazeteleri, 1.2.1931)
 
 Kamuoyu ve Hükümet,
Hükümet tutum ve hareketlerini düzenlemek için, kahükûmet kamuoyuna önem verince, kamuoyu örgütlenir. Kamuoyunun daima yararlanılabilecek, hazır bir halde bulunabilmesi, onun bir örgüte sahip olmasıyla mümkündür. Bu örgüt, serbest eleştiri ve tartışma alanıdır. Bu alan sürekli açık olmalı ve daima çeşitli fikirlerle beslenmelidir. Bu ise, basının çabası ve halkın yararının her gün yeniden yeniye tartışılmasıyla olur.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları, s. 60; 485)

Özgürlüğün tanımı
Özgürlük, insanın düşündüğünü ve dilediğini sınırsız olarak yapabilmesidir. Bu tarif, özgürlük kelimesinin en geniş anlamıdır. İnsanlar, bu anlamda özgürlüğe, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü herkesçe bilinir ki insan, doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi de sınırsız özgür değildir, evrenin yasalarına bağlıdır. Bu sebeple, insan ilk önce, doğa içinde, doğanın yasalarına, şartlarına, sebeplerine, etkenlerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. însan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, doğanın ve birçok yaratıkların esiridir. Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları, s. 450)

Özgürlük hakkında
Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür.
1906 (Atatürk'ün S.D.II, s. 1)

Sosyal özgürlük
Siyasal özgürlüğü şimdiden kayıtsız şartsız verdiniz; sonu ne olacak? Halk sokaklarda yine serbestçe bağırıp çağıracak; amaç bu mu? Her şeyden önce sosyal özgürlük,
efendiler! Sosyal özgürlük! Millete önce bunu vereceğiz;böylece o, kendi siyasal özgürlüğünü alacağı ve iyi kullanabileceği evreye gelir. (Atatürk'ün R.Y.G.S., s.240)

Vicdan özgürlüğü hakkında
Vicdan özgürlüğü sınırsız ve sataşılmaz, bireyin doğal haklarının en önemlilerinden tanınmalıdır. Uygarlığın geri olduğu bilgisizlik dönemlerinde, fikir ve vicdan özgürlüğü zorbalık ve baskı altında idi. İnsanlık bundan çok zarar görmüştür. Bilhassa din koruyuculuğu kılığına bürünenlerin, gerçeği düşünebilenler, söyleyebilenler hakkında uygun gördükleri zulüm ve işkenceler, insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır.

Kişisel özgürlükler ve devlet  
Çağdaş demokraside bireysel özgürlükler, özel bir değer ve önem almıştır; artık bireysel özgürlüklere devletin ve hiç kimsenin karışması söz konusu değildir. Ancak, bu kadar
yüksek ve değerli olan bireysel özgürlüğün, uygar ve demokrat bir millette, neyi ifade ettiği, özgürlük kelimesinin sınırsız şekilde düşünülebilen anlamıyla anlaşılmaz. Söz konusu olan özgürlük, toplumsal ve uygar insan özgürlüğüdür. Bu nedenle bireysel özgürlüğü düşünürken, her bireyin ve nihayet bütün milletin ortak yararı ve devlet varlığı gözönünde bulundurulmak gerekir. Diğerinin hak ve özgürlüğü ve milletin ortak yararı, bireysel özgürlüğü sınırlar.


Yurt güvenliği
Vatanın her köşesinde, kamu huzurunu bozan hâdisenin,yalnız oradaki vatandaşları değil, en uzak yerlerdeki vatandaşların rahatını, mutluluğunu ve çalışma yaşamını ve ekonomik durumunu ve üretimini etkilediği ve zarar verdiği açıktır. Bundan dolayı, her mutluluğun ve her çalışmanın ve özellikle ekonomik ve ticarî gelişimin ilk şartı, huzur ve rahat ile güvenlik ve yasa egemenliğinin, bozulması mümkün olmayan bir güven ve kuvvette bulunmasıyla sağlanır. Bu sebeple de cumhuriyet polis ve jandarmasının ve cumhuriyet ordusunun şeref ve itibarı, her düşüncenin üstündedir. Bu şeref ve itibara saygı için vatandaşlarımın dikkat ve uyanıklığını

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Haberler Haberler